İtirazın iptali davası neyi çözer?
İlamsız icra takibinde borçlu ödeme emrine süresinde itiraz ederse takip durur. Alacaklının takibe devam edebilmesi için bu itirazın hükümden düşürülmesi gerekir.
İcra ve İflas Kanunu itirazı ortadan kaldırmak için iki yol öngörür: icra mahkemesinde itirazın kaldırılması (m. 68) ve genel mahkemede itirazın iptali davası (m. 67). Bu yazı ikincisini ele almaktadır.
İtirazın iptali davası, alacağın varlığının bütün delillerle tartışıldığı tam bir yargılamadır. Kazanılması hâlinde itiraz iptal edilir ve durmuş olan takip kaldığı yerden devam eder.
Ödeme emrine itiraz süresi ve itirazın biçimi hakkında bilgi için ödeme emrine itiraz yazımızı inceleyebilirsiniz.
Bir yıllık dava süresi
İİK'nın 67. maddesinin birinci fıkrasına göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak itirazın iptalini dava edebilir.
Sürenin başlangıcı itirazın yapıldığı tarih değil, itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarihtir. Bu nedenle icra dosyasındaki tebliğ kaydının kontrol edilmesi gerekir.
Dava şartı olarak arabuluculuğun uygulandığı uyuşmazlıklarda, 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesi uyarınca arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede hak düşürücü süre işlemez.
Bir yıllık süre kaçırılırsa itirazın iptali davası açılamaz; ancak alacak hakkı sona ermez. Bu konu aşağıda ayrıca ele alınmıştır.
Dava açmadan önce arabuluculuk
Pek çok itirazın iptali davasında arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Hangi kuralın uygulanacağı, takibe konu alacağın doğduğu ilişkiye göre belirlenir.
Ticari alacaklarda Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesi, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını dava şartı sayar.
İşçilik alacaklarında 7036 sayılı Kanunun 3. maddesi, kira, kat mülkiyeti ve komşu hukukundan doğan uyuşmazlıklarda 6325 sayılı Kanunun 18/B maddesi, tüketici mahkemesinde görülen uyuşmazlıklarda ise 6502 sayılı Kanunun 73/A maddesi arabuluculuğu dava şartı olarak düzenler. Tüketici hakem heyetinin görevine giren uyuşmazlıklar bu kuralın dışındadır.
Arabulucuya başvurulmadan açılan dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk süreci hakkında ticari arabuluculuk yazımıza bakabilirsiniz.
Hangi mahkemede açılır, neyi ispat etmek gerekir?
İtirazın iptali davası icra mahkemesinde değil, genel mahkemelerde görülür. Görevli mahkeme, alacağın doğduğu hukuki ilişkiye göre belirlenir: ticari alacaklarda asliye ticaret, işçilik alacaklarında iş, tüketici işlemlerinde tüketici, diğer alacaklarda asliye hukuk mahkemesi.
Madde, davanın genel hükümler dairesinde alacağın varlığının ispatı suretiyle görüleceğini belirtir. İcra mahkemesindeki itirazın kaldırılmasında belge türü sınırlı iken, burada tanık, bilirkişi, ticari defter ve yazışmalar dahil tüm delillere başvurulabilir.
Alacaklı alacağın varlığını ve miktarını, borçlu ise ödeme, takas veya zamanaşımı gibi savunmalarını ispatlamakla yükümlüdür.
Dava sonunda itiraz kısmen iptal edilebilir. Bu hâlde takip, iptal edilen kısım bakımından devam eder.
İcra inkâr tazminatı: en az yüzde yirmi
İtirazın iptali davasının alacaklı bakımından en önemli sonucu icra inkâr tazminatıdır. İİK'nın 67. maddesinin ikinci fıkrasına göre bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, alacaklının talebi üzerine tazminata mahkûm edilir.
Tazminatın alt sınırı Kanunda belirlenmiştir: hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre uygun bir tazminat.
Tazminat kendiliğinden verilmez; alacaklının talep etmesi gerekir. Bu nedenle talebin dava dilekçesinde açıkça yer alması önemlidir.
Hesaplama bakımından 2012 yılında eklenen fıkra ölçütü belirlemiştir: icra inkâr tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde takip talebi veya davadaki talep esas alınır.
Uygulamada icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit veya belirlenebilir olması aranır. Miktarı ancak yargılama sonunda bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkabilen alacaklarda bu tazminat talebi reddedilebilmektedir.
Veli, vasi ve mirasçı itirazında özel kural
Kanun, itirazı kendi borcu için değil başkası adına veya başkasının borcu için yapanları farklı değerlendirir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminata hükmedilmesi kötü niyetin ispatına bağlıdır.
Bunun gerekçesi açıktır: mirasçı, murisinin borcunu tam olarak bilemeyebilir; veli veya vasi de temsil ettiği kişinin işlemlerinden haberdar olmayabilir. Bu kişilerin itiraz etmesi tek başına haksızlık olarak görülmez.
Mirasçıya karşı açılan itirazın iptali davalarında bu nedenle yalnızca alacağın varlığını değil, itirazın bilerek ve kötü niyetle yapıldığını da ortaya koyacak delillerin hazırlanması gerekir.
Alacaklıya karşı kötü niyet tazminatı
İcra inkâr tazminatı tek yönlü değildir. Aynı fıkra, alacaklıyı da yaptırıma bağlar.
Dava sonunda alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa alacaklı, borçlunun talebi üzerine reddedilen miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.
Buradaki ölçüt yalnızca davanın kaybedilmesi değildir; alacaklının hem haksız hem de kötü niyetli olması gerekir. Alacağın varlığına gerçekten inanarak takip yapan ancak davayı kaybeden alacaklı bu tazminatla karşılaşmaz.
Borçlu bakımından bu tazminatın da talep edilmesi gerekir; savunma dilekçesinde açıkça istenmelidir.
Süre kaçırılırsa: genel alacak davası
Bir yıllık süreyi geçiren alacaklı hakkını tamamen kaybetmez. Kanun açıkça belirtir: itirazın iptali süresini geçiren alacaklının genel hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Ancak bu dava itirazın iptali davası değildir ve iki önemli sonucu vardır. Birincisi, dava kazanılsa bile eski takip canlanmaz; alacaklı alınan ilamla yeni bir icra takibi başlatır.
İkincisi, genel alacak davasında İİK'nın 67. maddesindeki icra inkâr tazminatı talep edilemez. Bu nedenle bir yıllık sürenin kaçırılması, alacaklı açısından hem zaman hem de yüzde yirmilik tazminat kaybı demektir.
Alacağın kendisi bakımından ise genel zamanaşımı süreleri uygulanır; bu sürelerin de dolmamış olması gerekir.
Alacaklı ve borçlu için kontrol listesi
Alacaklı için: itirazın tebliğ tarihini dosyadan tespit edin ve bir yıllık süreyi hesaplayın. Alacağın niteliğine göre arabuluculuğun dava şartı olup olmadığını belirleyin. Alacağın likit olduğunu gösteren fatura, sözleşme ve hesap ekstrelerini hazırlayın; icra inkâr tazminatını dilekçede açıkça talep edin.
Takibiniz imzası ikrar edilmiş ya da noterce onaylanmış borç ikrarı içeren bir senede veya resmî dairelerce usulüne göre verilmiş bir belgeye dayanıyorsa, itirazın tebliğinden itibaren altı aylık süre içinde icra mahkemesinde itirazın kaldırılması yolunun daha hızlı olup olmadığını da değerlendirin.
Borçlu için: itirazın gerekçesini destekleyen ödeme dekontlarını ve yazışmaları saklayın. Alacaklının takibinin kötü niyetli olduğunu düşünüyorsanız kötü niyet tazminatını savunmanızda talep edin.
İcra takibi ve dava aşamalarının birbiriyle ilişkisi hakkında genel bilgi için icra ve iflas hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Kaynaklar
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 67 ve 68
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A (dava şartı olarak arabuluculuk)
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A ve 18/B
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3 · 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 73/A
Mevzuat metinlerinin güncel hâline mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.